☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
de kiSaysize fayda vermezNeversize fayda verecekwill benefit youkaçmakthe fleeingeğerifkaçıyorsanızyou fleeölümdenfromölümdeathveyaoröldürülmektenkillingo zaman bileand thenyaşatılmazsınıznotyararlanacaksınızyou will be allowed to enjoydışındaexceptpek aza little
🇹🇷 33:16 De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez. Vereceğini var saydığınız takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız."
de kiSaykimdir?Whoşu(is) it thatkimse ki(is) it thatsizi koruyacak(can) protect youAllahdanfromAllahAllaheğerIfisteseHe intendssizefor youbir kötülükany harmveyaordileseHe intendssizefor yourahmeta mercybulamazlarAnd notbulacaklarthey will findkendilerinefor thembaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahbir dostany protectorne deand notbir yardımcıany helper
🇹🇷 33:17 De ki: "Eğer Allah size bir felâket diler veya bir rahmet murad ederse, sizi Allah'tan saklamak kimin haddine?" Hem onlar kendilerine Allah'tan başka bir veli de bulamazlar, bir yardımcı da.
elbetteVerilybiliyorAllah knowsAllahAllah knowsalıkoyanlarıthose who hinderiçinizdenamong youve diyenleriand those who saykardeşlerineto their brothersgelinComebizeto usonlar gelmezlerand notgelirlerthey comesavaşa(to) the battledışındaexceptpek azıa few
🇹🇷 33:18 Şüphesiz Allah, içinizden o savsaklayanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri biliyor. Onlar harbe pek az geliyorlardı.
cimriler olarakMiserlysize karşıtowards youne zaman kiBut whengelincecomeskorkuthe feargörürsünyou see thembaktıklarınılookingsanaat youdönerekrevolvinggözleritheir eyesgibilike one whobaygınlığıfaintsonların üstünefaintsölümfromölüm[the] deathne zaman kiBut whengidincedepartskorkuthe fearsizi incitirlerthey smite youdillerlewith tonguessivrisharpdüşkünlük göstererekmiserlykarşıtowardshayrathe goodonlarThose inanmamışlarnotiman ettilerthey have believedbu yüzden boşa çıkarmıştırso Allah made worthlessAllahso Allah made worthlessonların işlerinitheir deedsveAnd isbuthatgöreforAllah'aAllahkolaydıreasy
🇹🇷 33:19 Size karşı kıskançlık ediyorlardı. Derken o korku hali gelince, gördün onları ki, ölümden baygınlık sarmış kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı. O korku gidince, size keskin keskin diller sıyırdılar. Onlar hayra karşı kıskançlık ediyorlardı. İşte bunlar iman etmediler de Allah amellerini boşa çıkardı. Bu Allah'a göre önemsizdir.
sanıyorlardıThey thinkordularınthe confederatesgitmediklerini(have) notuzaklaşmışwithdrawneğerAnd ifgelseler(should) comeordularthe confederatesarzu ederlerdithey would wishkeşkeifkendilerithat they (were)çölde bulunmayıliving in (the) desertarasındaamongAraplarthe Bedouinssorup öğrenmeyiaskingsizin haberleriniz-denabouthaberinizyour newsve şayetAnd ifbulunsalardıthey wereiçinizdeamong youdövüşmezlerdinotsavaşırlardıthey would fightdışındaexceptpek azıa little
🇹🇷 33:20 Onlar ahzabı (düşman birliklerini) gitmedi sanıyorlardı. Eğer o birlikler bir daha gelecek olursa, çölde bedevi Araplar içinde yer alıp, sizin haberlerinizden (başınıza geleceklerden) sormayı isterler. Onlar içinizde kalacak olsalar da pek az harb ederler.
andolsunCertainlyvardırissizin içinfor youElçisindeinelçi(the) MessengerAllah'ın(of) Allahbir örnekan excellent exampleen güzelan excellent examplekimseler içinfor (one) whokavuşmaya inananhasumarlarhopeAllah'a(in) Allahve gününeand the Dayahiretthe Lastve ananand remembersAllah'ıAllahçokçamuch
🇹🇷 33:21 Şanım hakkı için muhakkak ki size Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için.
zamanAnd whengördüklerisawmü'minlerthe believers(düşman) ordularıthe confederatesdedilerthey saidbuThisbize va'dettiğidir(is) whatAllah bize vadettiAllah promised usAllah'ınAllah promised usve Resulününand His Messengerve doğrudurand Allah spoke the truthAllahand Allah spoke the truthve Resulüand His MessengerveAnd notartırmadıit increased thembaşka bir şeyexceptimanlarını(in) faithve teslimiyetleriniand submission
🇹🇷 33:22 Müminler, ahzabı (düşman birliklerini) gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Resulü'nün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söyledi." dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı.