☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve zamanAnd whendokunduğutouchesinsanlarapeoplebir zararhardshipyalvarırlarthey callRablerinetheir LordyönelerekturningO'nato HimsonraThenzamanwhenonlara taddırdığıHe causes them to tastekendindenfrom Himbir rahmetMercyhemenbeholdbir grupA partyonlardanof themRablerinewith their Lordortak koşarlarassociate partners
🇹🇷 30:33 Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu zaman her şeyden geçerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği zaman da bakarsın onlardan bir kısmı tutar, O Rablerine ortak koşarlar.
inkar etmeleri içinSo as to denyşeyi[in] whatkendilerine verdiğimizWe have granted themşimdi zevk içinde yaşayınThen enjoyyakındabut soonbileceksinizyou will know
🇹🇷 30:34 Bunu da kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için yaparlar. Haydi geçinedurun bakalım, yakında bileceksiniz.
yoksaOrindirdik dehave We sentonlarato thembir delilan authorityo (delil)and itsöylüyorspeaksolmalarınıof whatidilerthey wereonunlawith Himortak koşmalarınıassociating
🇹🇷 30:35 Yoksa biz onlara bir delil indirmişiz de O'na ortak koşmalarını o mu söylüyor?
ve zamanAnd whenbiz taddırdığımızWe cause people to tasteinsanlaraWe cause people to tastebir rahmetmercysevinirlerthey rejoiceonunlathereinve eğerBut ifonlara erişirseafflicts thembir kötülükan evildolayıfor whatöne sürdüklerindenhave sent forthelleriyle (yapıp)their handsderhalbeholdonlarTheyumutsuzluğa düşerlerdespair
🇹🇷 30:36 Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önceden yaptığı şeyler sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar.
görmediler mi?Do notgörürlerthey seegerçektenthatAllahAllahgenişletiyorextendsrızkıthe provisionkimseyefor whomdilediğiHe willsve daraltıyorand straitens (it)şüphesizIndeedvardırinbundathatibretlersurely (are) Signsbir toplum içinfor a peopleinananwho believe
🇹🇷 30:37 Onlar görmediler mi ki, Allah dilediği kimseye rızkı serer ve daraltır. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için ibretler vardır.
o halde verSo giveakrabayathe relativeakrabathe relativehakkınıhis rightve yoksulaand the poorve yolcuyaand the wayfarerve yolcuand the wayfarerbuThatdaha hayırlıdır(is) bestiçinfor those whoisteyenlerdesireyüzünü (rızasını)(the) CountenanceAllah'ın(of) Allahve işteAnd thoseonlartheybaşarıya erenlerdir(are) the successful ones
🇹🇷 30:38 O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.
ne kiAnd whatverdinizyou giveriba (faiz)forfaizusuryartması içinto increaseiçindeinmalları(the) wealthinsanların(of) peopleaslanotartmaz(will) increasekatındawithAllahAllahamaBut whatverdiğinizyou givezekattanofzekâtzakahisteyerekdesiringyüzünü (rızasını)(the) CountenanceAllah'ın(of) Allahiştethen thoseonlar[they]kat kat artıranlardır(will) get manifold
🇹🇷 30:39 İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz. Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onlar, malları kat kat artmış olanlardır.
AllahAllahki(is) the One Whosizi yarattıcreated yousonrathenbeslediHe provided (for) yousonrathenöldürüyorHe will cause you to diesonrathendiriltiyorHe will give you lifevar mı?Is (there)ortaklarınızdananyortaklarınızın(of) your partnerskimsewhoyapandoesbunlardanofşuthathiçanybirinithingO münezzehtirGlory be to Himve yücedirand exalted is Heşeylerdenabove whatonların ortak koştuklarıthey associate
🇹🇷 30:40 Allah, O'dur ki, sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan, bunlardan birini yapacak olan var mı? Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.
çıktıHas appearedfesatthe corruptionkaradainyerthe landve denizdeand the seayüzündenfor whatkazandıklarıhave earnedelleriyle(the) handsinsanların(of) peopleonlara taddırıyorso that He may let them tastebir kısmınıa partyaptıklarının(of) that whichyaptılarthey have donebelki onlarso that they maydönerler (diye)return
🇹🇷 30:41 Yaptıklarının bir kısmını tatsınlar diye insanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Umulur ki onlar hakka dönerler.