şüphesizIndeedkiHe Whogerekli kılanordainedsanaupon youKur'an'ıthe Quranelbette seni döndürecektir(will) surely take you backvarılacak yeretodönüş yeria place of returnde kiSayRabbimMy Lordbilir(is) most knowingkim(of him) whogetirmiştircomeshidayetwith the guidanceve kim;and who Oheiçindedir(is) inbir sapıklıkan errorapaçıkmanifest
🇹🇷 28:85 (Resulüm!) Kur'ân'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir."
ve değildinAnd notsenyou wereumuyorexpectingvahyolunacağınıthatindirilirdiwould be sent downsanato youKitabınthe Bookancakexceptbir rahmet olarak(as) a mercyRabbindenfromRabbinyour Lordo haldeSo (do) notolmabearkaan assistantkafirlereto the disbelievers
🇹🇷 28:86 Sen, bu kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!
ve sakınAnd (let) notseni alıkoymasınlaravert youayetlerindenfromayetler(the) VersesAllah'ın(of) Allahsonraafterindirildikten[when]indirildilerthey have been revealedsanato youve da'vet etAnd invite (people)RabbinetoRabbinyour LordveAnd (do) notolmabeortak koşanlardanofmüşriklerthe polytheists
🇹🇷 28:87 Allah'ın âyetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu âyetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla müşriklerden olma!
veAnd (do) notyalvarmainvokeile beraberwithAllahAllahbir tanrıyagodbaşkaotheryoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimherEveryşeythinghelak olacaktır(will be) destroyedbaşkaexceptO'nun yüzü(zatı)ndanHis FaceO'nundurTo HimHüküm(is) the Decisionve O'naand to Himdöndürüleceksinizyou will be returned
🇹🇷 28:88 Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun zatından başka her şey helak olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Elif lam mimAlif Laam Meem
🇹🇷 29:1 Elif, Lâm, Mîm.
insanlar-mı sandılar?Do thinkinsanlarthe peoplebırakılacaklarınıthatbırakılacaklarthey will be leftdemeklebecausederlerthey sayinandıkWe believeonlarand theyhiçwill not be testedsınanmadanwill not be tested
🇹🇷 29:2 İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
ve andolsunAnd indeedbiz sınadıkWe testedkimselerithose whoonlardan öncekilerden(were) before themonlardan öncekiler(were) before themelbette bilecektirAnd Allah will surely make evidentAllahAnd Allah will surely make evidentkimselerithose whodoğruları(are) truthfulve bilecektirand He will surely make evidentyalancılarıthe liars
🇹🇷 29:3 Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
yoksaOrkimseler-mı sandılar?thinkkimselerthose whoyapan(lar)dokötülüklerievil deedsbizi geçeceklerinithatBizden kaçabilirlerthey can outrun Usne kötüEvil ishüküm veriyorlarwhathükmederlerthey judge
🇹🇷 29:4 Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ve yanlış) hüküm veriyorlar!
kimWhoeverise[is]umuyorhopesile buluşmayı(for the) meetingAllah(with) Allahşüphesizthen indeed(buluşma) vakti(the) TermAllah'ın(of) Allahgelmektedir(is) surely comingve OAnd Heişitendir(is) the All-Hearerbilendirthe All-Knower
🇹🇷 29:5 Her kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O her şeyi işiten ve bilendir.
ve kimAnd whoevercihad edersestrivesancakthen onlycihad ederhe striveskendi yararınafor himselfelbetteIndeedAllahAllahzengindir(is) Free from needalemlerdenofâlemlerthe worlds
🇹🇷 29:6 Cihad eden ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir.
Mahmoud Khalil Al-Husary