☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ne zaman kiThen whenbirbirini görüncesaw each otheriki toplulukthe two hostsdedi(ler)saidadamları(the) companionsMusa'nın(of) Musaşüphesiz bizIndeed, weişte yakalandık(are) surely to be overtaken
🇹🇷 26:61 İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler.
(Musa) dediHe saidhayırNayşüphesizindeedbenimle beraberdirwith meRabbim(is) my Lordbana yol gösterecektirHe will guide me
🇹🇷 26:62 Musa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir."
diye vahyettikThen We inspiredMusa'yatoMusaMusavur[that]vurStrikedeğneğinlewith your staffdenizethe seasonra yarıldıSo it partedve olduand becamehereachbölümpartbir dağ gibilike the mountainkocaman[the] great
🇹🇷 26:63 Bunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi,
ve yaklaştırdıkAnd We brought nearburayathereötekilerithe others
🇹🇷 26:64 Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.
ve kurtardıkAnd We savedMusa'yıMusave olanlarıand whoberaberinde(were) with himhepsiniall
🇹🇷 26:65 Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık,
sonraThenboğdukWe drownedötekilerinithe others
🇹🇷 26:66 Sonra da ötekileri suda boğduk.
muhakkak kiIndeedvardırinbundathatbir ibretsurely (is) a Signamabut notçoklarıareçoğumost of theminanmazlarbelievers
🇹🇷 26:67 Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
ve şüphesizAnd indeedRabbinyour LordO'dursurely Heüstün olan(is) the All-Mightymerhamet edenthe Most Merciful
🇹🇷 26:68 Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
okuAnd reciteonlarato themhaberini(the) newsİbrahim'in(of) Ibrahim
🇹🇷 26:69 (Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.
haniWhendemiştihe saidbabasınato his fatherve kavmineand his peopleneye?Whattapıyorsunuz(do) you worship
🇹🇷 26:70 Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
dedilerThey saidtapıyoruzWe worshipputlaraidolsduruyoruzso we will remainonların önündeto themibadetedevoted
🇹🇷 26:71 "Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.
dedi kiHe saidonlar sizi işitiyorlarmı?Dosizi işitirlerthey hear youzamanwhendu'a ettiğinizyou call
🇹🇷 26:72 İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"
yahutOrsize fayda verebiliyorlar (mı?)(do) they benefit youveyaorzarar verebiliyorlar( mı)?they harm (you)
🇹🇷 26:73 "Veya size fayda veya zararları olur mu?"
dedilerThey saidhayırNaybuldukbut we foundbabalarımızıour forefathersböylelike that yaparlarkendoing
🇹🇷 26:74 "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."
dediHe saidgördünüz mü?Do you seeneyewhattapıyorsunuzyou have beenibadet ederekworshipping
🇹🇷 26:75 İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"
sizYouve atalarınızand your forefatherseskiand your forefathers
🇹🇷 26:76 İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"
onlarIndeed, theydüşmanımdır(are) enemiesbenimto meyalnız hariçexceptRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 26:77 "Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"
beni yaratanThe One Whobeni yarattıcreated meO'durand Hebana yol gösterenguides me
🇹🇷 26:78 "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"
veAnd the One WhoO'dur[He]bana yedirengives me foodve içirenand gives me drink
🇹🇷 26:79 "Beni yediren, içirendir,"
ve zamanAnd whenhastalandığımI am illO'durthen Hebana şifa verencures me
🇹🇷 26:80 "Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."
O'durAnd the One Whobeni öldürecek olanwill cause me to diesonrathendiriltecek olanhe will give me life
🇹🇷 26:81 "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "
ve O'durAnd the One Who umduğumI hopeafftmesinithatbağışlayacakHe will forgivebenifor mehatamımy faultsgünü(on the) Daydin (ceza)(of) the Judgment
🇹🇷 26:82 "Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."
RabbimMy LordverGrantbana[for] mehükümwisdomve beni katand join meSalihler arasınawith the righteous
🇹🇷 26:83 "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."