sizi sorumlu tutmazNotsizi sorumlu tutarwill take you to taskAllahAllahkasıtsızfor (what is) unintentionaldolayıinyeminlerinizdenyour oathsfakat[and] butsorumlu tutarHe takes you to taskdolayıfor whatkazandığından(have) earnedkalblerinizinyour heartsAllahAnd Allahbağışlayandır(is) Oft-ForgivinghalimdirMost Forbearing
🇹🇷 2:225 Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiğiniz lağıv (herhangi bir kasıt olmadan, kanaate göre yanlış yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayıcıdır, çok halimdir.
kimseler içinFor those whoyaklaşmamağa yemin edenlerswear (off)kadınlarınafromeşleritheir wivesbekleme (hakkı) vardır(is a) waiting (of)dörtfouraymonthseğerthen if(o süre içinde) dönerlersethey return şüphesizthen indeedAllahAllahbağışlayan(is) Oft-Forgivingmerhamet edendirMost Merciful
🇹🇷 2:226 Kadınlarından îlâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için dört ay beklemek vardır. Eğer bu yeminlerinden dönerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
eğerAnd ifkesin karar verirlersethey resolveboşamaya(on) [the] divorce şüphesizthen indeedAllahAllahişitendir(is) All-HearingbilendirAll-Knowing
🇹🇷 2:227 Yok eğer boşamaya karar vermişlerse, şüphesiz ki Allah söylediklerini işitir, kurduklarını bilir.
boşanmış kadınlarAnd the women who are divorcedgözetlerlershall waitkendileriniconcerning themselvesüç(for) threekur' (üç adet veya üç temizlik süresi)monthly periodshelal olmazAnd (it is) nothelâllawfulkendilerinefor themgizlemelerithatgizlerlerthey concealyarattığınıwhatyaratıldı(has been) createdAllah'ın(by) Allahkendi rahimlerindeinrahimleritheir wombseğerifidiyselertheyinanıyorbelieveAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiret[the] LastkocalarıAnd their husbandshak sahibidirler(have) better rightonları geri almağato take them backbu aradaino (süre)that (period)eğerifisterlersethey wishbarışmak(for) reconciliation(kadınların) vardırAnd for themgibi(is the) like(erkeklerin) kendileri üzerindeki(of) that whichonların üzerinedir(is) on them(örfe uygun) haklarıin a reasonable mannererkeklerin (hakları)and for the menonlar (kadınlar) üzerindeover thembir derece fazladır(is) a degreeAllahAnd Allahazizdir(is) All-MightyhakimdirAll-Wise
🇹🇷 2:228 Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
boşamaThe divorceiki defadır(is) twiceya tutmak (lazım)dırThen to retainiyiliklein a reasonable mannerya daorsalıvermekto release (her)güzelcewith kindnesshelal değildirAnd (it is) nothelâllawfulsizefor yougeri almanızthatgeri alırsınızyou take (back)şeylerdenwhateveronlara verdiğinizyou have given thembir şeyanythingbaşkaexcepteğerifkorkarlarsaboth fearkoruyamamaktanthat notikisinin korumasıthey both (can) keepsınırlarını(the) limitsAllah'ın(of) AllaheğerBut ifkorkarsanızyou fearkoruyamamaktanthat notikisinin korumasıthey both (can) keepsınırlarını(the) limitsAllah'ın(of) Allahyokturthen (there is) nobir günahsinikisine deon both of them(kadının ayrılmak için verdiği)in whatfidyeshe ransomshakkındaconcerning itişte bunlarThesesınırlarıdır(are the) limitsAllah'ın(of) Allahsakın bunları aşmayınso (do) notonları aşmayıntransgress themve kim(ler)And whoeveraşarsatransgressessınırlarını(the) limitsAllah'ın(of) Allahiştethen those onlartheyzalimlerdir(are) the wrongdoers
🇹🇷 2:229 Boşamak (talak) iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veya güzellikle salmaktır. Onlara verdiklerinizden bir şey almanız da size helâl olmaz. Ancak Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkmaları başka. Eğer siz de bunların, Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkarsanız, kadının, ayrılmak için hakkından vazgeçmesinde artık ikisine de günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın çizdiği hudududur. Sakın bunları aşmayın, Her kim Allah'ın hududunu aşarsa, işte onlar zalimlerdir.
eğerThen if(erkek) yine boşarsahe divorces herhelal olmazthen (she is) nothelâllawfulonafor himartık bundan sonrafromondan sonraafter (that)kadaruntil(kadın) nikahlanıncayashe marrieskocayaa spousebaşka birother than himeğerThen ifO (vardığı adam) da boşarsahe divorces heryokturthen nobir günahsinkendilerineon themtekrar birbirlerine dönmelerindeifbirbirlerine dönerlerthey return to each othereğerifinanırlarsathey believekoruyacaklarınathatkoruyabileceklerthey (will be able to) keepsınırlarını(the) limitsAllah'ın(of) Allahişte bunlarAnd thesesınırlarıdır(are the) limitsAllah'ın(of) AllahaçıklamaktadırHe makes them clearbir toplum içinto a peoplebilenwho know
🇹🇷 2:230 Eğer kadını bir daha boşarsa, bundan sonra artık başka bir kocaya varıncaya kadar ona helâl olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın hududunu sağlam tutacaklarını ümid ettikleri takdirde öncekilerin birbirlerine dönmelerinde her ikisine de günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın tayin ettiği hudududur. Bunları, bilen bir kavim için açıklıyor.
Mahmoud Khalil Al-Husary