zamanAnd whenyerleştiğinizyou (have) boardedsenyouve kimselerand whoeveryanındaki(is) with youüzerine[on]gemithe shipde kithen sayhamdolsunPraiseAllah'a(be) to Allahbizi kurtaranWhobizi kurtardı(has) saved uskavimdenfrominsanlarthe people zalimthe wrongdoers
🇹🇷 23:28 Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
ve de kiAnd sayRabbimMy Lordbeni indircause me to landbir inişle(at) a landing placemübarekblessedve senand Youen hayırlısısın(are) the Bestkonuklayanların(of) those who cause to land.'
🇹🇷 23:29 Ve de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın."
şüphesizIndeedvardırinbundathatnice ibretlersurely (are) Signsgerçiand indeedbizWe are(onları) sınıyorduksurely testing
🇹🇷 23:30 Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir.
sonraThenyetiştirdikWe producedonların ardındanafter themonlardan sonraafter thembir nesila generationbaşkaanother
🇹🇷 23:31 Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.
ve gönderdikAnd We sentkendi içlerindenamong thembir elçia Messengeronlarafrom themselvesdiye[that]kulluk edinWorshipAllah'aAllahyokturnotsizin içinfor youhiçbir(is) anyilahgodO'ndan başkaother than Himkorunmaz mısınız?Then will notkorkarsınızyou fear
🇹🇷 23:32 Bunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik.
ve dedi kiAnd saidileri gelenlerthe chiefskavmindenofkavmihis peopleinkar edenlerwhoinkâr ettilerdisbelievedve yalanlayanlarand deniedbuluşmasını(the) meetingahiret(of) the Hereafterve kendilerine refah verdiklerimizwhile We had given them luxuryhayatındainhayatthe lifedünya(of) the worlddeğildirNotbu(is) thisbaşka bir şeybutbir insandana mansizin gibilike youyiyorHe eatssizin yediğinizdenof whatyersinizyou eatondan[from it]ve içiyorand he drinkssizin içtiğinizdenof whatiçersinizyou drink
🇹🇷 23:33 Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."
ve eğerAnd surely ifita'at edersenizyou obeybir insanaa mansizin gibilike yougerçekten sizindeed, youo takdirdethenmutlaka ziyana uğrayanlarsınızsurely (will be) losers
🇹🇷 23:34 "Gerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz."
O size va'dediyor mu?Does he promise you sizthat youzamanwhenöldüğünüzyou are deadve olduğunuzand you becometoprakdustve kemikand bonessizinthat you(yeniden hayata) çıkarılacağınızı(will be) brought forth
🇹🇷 23:35 "Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"
heyhat (ne kadar uzak)Far-(fetched)heyhat (ne kadar uzak)far-(fetched)şeyis whatsize va'dedilenyou are promised
🇹🇷 23:36 "Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak!"
değildirNotbuitbaşka bir şey(is) buthayatımız(dan)our lifedünya(of) the worldölürüzwe dieve yaşarızand we liveve değilizand notbizwetekrar diriltilecek(will be) resurrected
🇹🇷 23:37 "Dünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz."
değildirNotO(is) hebaşka bir şeybutbir adam(dan)a manuyduranwho (has) inventedhakkındaaboutAllahAllahyalana lieve değilizand notbizweona(in) himinanıcı(insan)lar(are) believers
🇹🇷 23:38 "Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz."
dediHe saidRabbimMy Lordbana yardım etHelp mekarşısındabecausebeni yalanlamalarıthey deny me
🇹🇷 23:39 O Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!"
(Allah) dedi kiHe saidaz sonraAfter a little whilekısa bir süre sonraAfter a little whileonlar olacaklarsurely they will becomepişmanregretful
🇹🇷 23:40 Allah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar!"
derken onları yakaladıSo seized themo korkunç sesthe awful crygerçektenin truthve onları getirdikand We made themsel süprüntüsü haline(as) rubbish of dead leavesuzak olsunSo awaykavimwith the people o zalimthe wrongdoers
🇹🇷 23:41 Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
sonraThenyetiştirdikWe producedonların ardındanafter themonlardan sonraafter themnesillera generationbaşkaanother
🇹🇷 23:42 Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.
Mahmoud Khalil Al-Husary