☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ المؤمنونمَكِّيَّة ۝ ١١٨ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

andolsunIndeedfelaha ulaştısuccessfulmü'minler(are) the believers
🇹🇷 23:1 Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir,
kiThose whoonlar[they]namazlarındaduringnamazlarıtheir prayerssaygılıdırlar(are) humbly submissive
🇹🇷 23:2 Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,
veThose whoonlar[they]boş şeylerdenfromboş sözthe vain talkyüz çevirirlerturn away
🇹🇷 23:3 Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,
veThose whoonlar[they]zekatıof purification worksverirler(are) doers
🇹🇷 23:4 Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,
veAnd those whoonlar[they]ırzlarınıof their modestykorurlar(are) guardians
🇹🇷 23:5 Ve onlar ki, iffetlerini korurlar,
ancak hariçExcepteşlerifromeşleritheir spousesyahutor(cariyeler)whatsahip olduklarıpossessellerinintheir right handselbette onlarthen indeed, theydeğildir(are) notkınanacakblameworthy
🇹🇷 23:6 Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.
o halde kimThen whoevergitmek isterseseeksötesinebeyondbununthatiştethen thoseonlar[they]haddi aşanlardır(are) the transgressors
🇹🇷 23:7 Şu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.
veAnd those whoonlar[they]emanetlerineof their trustsve ahidlerineand their promise(s)özen gösterirler(are) observers
🇹🇷 23:8 Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler,
veAnd those whoonlar[they]namazlarınıovernamazlarıtheir prayerskorurlarthey guard
🇹🇷 23:9 Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler,
işteThoseonlardır[they]varis olacaklar(are) the inheritors
🇹🇷 23:10 İşte asıl onlar varislerdir.
onlar kiWhovaris olacaklarwill inheritFirdevs'ethe ParadiseonlarTheyoradathereinebedi kalacaklardır(will) abide forever
🇹🇷 23:11 Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.
ve andolsunAnd indeedbiz yarattıkWe createdinsanıthe humankindsüzmesindenfrombir özan essenceçamurunofçamurclay
🇹🇷 23:12 And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık.
sonraThenonu koydukWe placed himbir nutfe (sperm) olarak(as) a semen-dropbir karar yerineinbir kalma yeria resting placesağlamfirm
🇹🇷 23:13 Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.
sonraThençevirdikWe creatednutfeyithe semen-dropalaka(embriyo)ya(into) a clinging substancesonra çevirdikthen We createdalaka(embriyo)yıthe clinging substancebir çiğnemlik ete(into) an embryonic lumpsonre çevirdikthen We createdbir çiğnemlik etithe embryonic lumpkemiklere(into) bonessonre giydirdikthen We clothedkemiklerethe boneset(with) fleshsonrathenonu yaptıkWe produce itbir yaratık(as) a creationbambaşkaanotherne yücedirSo blessed isAllahAllahen güzeli(the) Bestyaratanların(of) the Creators
🇹🇷 23:14 Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir.
🔬 İlim notu…alakayı mudğa yaptık, mudğayı kemikler yaptık, kemiklere et giydirdik…
Embriyonun evreleri (yapışan hücre kümesi → çiğnem et görünümü → kıkırdak/kemik → kas dokusu) modern embriyolojinin sırasıyla örtüşür.
sonraThenşüphesiz sizindeed, youardındanafterbununthatöleceksinizsurely (will) die
🇹🇷 23:15 Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz.
sonraThenmuhakkak sizindeed, yougünü(on the) Daykıyamet(of) the Resurrectiondiriltileceksinizwill be resurrected
🇹🇷 23:16 Sonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.
ve andolsunAnd indeedyarattıkWe (have) createdüstünüzdeabove youyediseventabaka (gök)pathsveand notbiz değilizWe areyaratmaktanofyaratmathe creationgafilunaware
🇹🇷 23:17 Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz.