sorAskoğullarına(the) Childrenİsrail(of) Israelnicehow manyonlara verdikWe gave themayetlerdenofayet(ler)(the) Sign(s)açıkclearve kimAnd whoeverdeğiştirirsechangesni'metiniFavorAllah'ın(of) Allahsonrafromsonraaftergeldikten[what]ona geldiit (has) come to him şüphesizthen indeedAllah'ınAllahçetindir(is) severecezasıin [the] chastising
🇹🇷 2:211 İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
süslü gösterildiBeautifiedkimselerefor those whoinkar edenleredisbelieve[d]hayatı(is) the lifedünya(of) the worldve alay ederlerand they ridiculekimselerle[of]onlar kithose whoinanan(lar)believe[d]ve kimselerleAnd those whotakva sahiplerifear (Allah)onlardan üstündürler(they will be) above themgününde(on the) Daykıyamet(of) ResurrectionAllahAnd Allahrızık verirprovideskimseyewhomdilediğiHe willshesapsızwithoutölçümeasure
🇹🇷 2:212 Dünya hayatı, inkar edenler için bezendi. (Onlar), iman edenlerle eğleniyorlar. Halbuki takva sahibi olan o müminler, kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
idiWasinsanlarmankindümmeta communitybir teksinglesonra gönderdithen raised upAllahAllahpeygamberleri[the] Prophetsmüjdeciler(as) bearers of glad tidingsve uyarıcılar olarakand (as) warnersve indirdiand sent downonlarla beraberwith themKitabıthe Bookhak olarakin [the] truthhükmetmek üzereto judgearasındabetweeninsanlar[the] people(konularda)in whatanlaşmazlığa düştüklerithey differedonda[in it]veAnd (did) notanlaşmazlığa düştü(ler)differ[ed]o(Kitap hakkı)ndain itdışındaexceptkendilerinethose who(Kitap) verilmiş olanlarwere given itsonrafromsonraafterkendilerine geldikten[what]onlara geldicame to themaçık delillerthe clear proofssırf kıskançlıktan ötürü(out of) jealousyaralarındakiamong themselvesbunun üzerine ilettiAnd guidedAllahAllahkimselerithose whoiman edenbelieve[d]ayrılığa düştükleriregarding whatayrılığa düştülerthey differedkendisinde[in it]gerçeğeofhakthe Truthkendi izniylewith His permissionAllahAnd AllahiletirguideskimseyiwhomdilediğiHe willsyolatobir yola pathdoğrustraight
🇹🇷 2:213 İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
yoksaOrsandınız (mı)(do) you thinkkithatgireceksinizyou will entercenneteParadisebaşınıza gelmedenwhile notsana geldi(has) come to youdurumulike (came to)geçenlerinthose whogelip geçtipassed awaysizden öncefromsenden öncebefore youonlara dokunmuştuTouched themsıkıntı[the] adversityve yoksullukand [the] hardshipve sarsılmışlardı kiand they were shakennihayetuntildiyorlardısaidpeygamberthe Messengerve kimselerand those whoinananbelievedonunla birliktewith himne zamanWhenyardımı[will] (the) helpAllah'ın(of) Allah (come)İyi bilin kiUnquestionablyşüphesiz[Indeed]yardımıhelpAllah'ın(of) Allahyakındır(is) near
🇹🇷 2:214 Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır.
sana soruyorlarThey ask younewhat(Allah yolunda) harcayacaklarınıthey (should) spendde kiSayşeyWhateververeceğinizyou spendhayırdanofiyigoodana-baba içindir(is) for parentsve yakınlarand the relativesve öksüzlerand the orphansve yoksullarand the needyve yolda kalmış(lar)and (of)yolcuthe wayfarerve neAnd whateveryaparsanızyou dohayırdanofiyigoodmuhakkakSo indeedAllahAllahonunla birlikteof itbilir(is) All-Aware
🇹🇷 2:215 Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir.
Mahmoud Khalil Al-Husary