☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
yücedirSo high (above all)Allah(is) Allahhükümdar olanthe Kinggerçekthe TrueaslaAnd (do) notacele etmehastenKur'an'ı (okumaya)with the Quranöncebeforeöncebeforediye[that]tamamlansınis completedsanato youvahyedilmesiits revelationve de kiand sayRabbimMy Lordartır banaIncrease meilmimi(in) knowledge
🇹🇷 20:114 Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed!) Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de.
ve andolsunAnd verilybiz emretmiştikWe made a covenantAdem'ewithÂdemAdamöncedenbeforeöncebeforefakat unuttubut he forgotveand notbiz bulmadıkWe foundondain himbir azimdetermination
🇹🇷 20:115 Doğrusu bundan önce Âdem'e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık.
ve haniAnd whendemiştikWe saidmeleklereto the Angelssecede edinProstrateAdem'eto Adamsecde ettilerthen they prostratedyalnızexceptİblisIblisdirettihe refused
🇹🇷 20:116 Bir vakit meleklere: "Âdem(e hürmet) için secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.
dedik kiThen We saidey AdemO AdamşüphesizIndeedbuthisdüşmandır(is) an enemysenato youve eşineand to your wifesakınSo notsizi çıkarmasın(let) him drive you bothcennettenfromcennetParadisesonra yorulursunso (that) you would suffer
🇹🇷 20:117 Biz de (Âdem'e) şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun)."
şüphesizIndeedsenin içinfor youyokturthat notacıkmakyou will be hungryburadathereinve yokturand notçıplak kalmakyou will be unclothed
🇹🇷 20:118 "Doğrusu senin acıkmaman ve çıplak kalmaman (ancak) cennettedir. "
ve şüphesiz senAnd that yoususamayacaksınnotsusamayacaksınwill suffer from thirstburadathereinveand notsıcaktan etkilenmeyeceksinexposed to the sun's heat
🇹🇷 20:119 Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın"
nihayet fısıldadıThen whisperedonato himşeytanShaitaandedi kihe saidey AdemO Adammi?Shallsana göstereyimI direct youağacınıtoağaç(the) treeebedilik(of) the Eternityve bir hükümranlığıand a kingdomyok olmayacaknoteskimeyen(that will) deteriorate
🇹🇷 20:120 Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"
yedilerThen they both ateo(ağaç)tanfrom itböylece göründüso became apparentkendilerineto themkötü yerleritheir shameve başladılarand they beganörtmeğe(to) fastenüstlerinion themselvesyaprağındanfromyapraklar(the) leavescennet(of) Paradiseve karşı geldiAnd Adam disobeyedAdemAnd Adam disobeyedRabbinehis Lordve şaşırdıand erred
🇹🇷 20:121 Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.
sonraThenonu seçtichose himRabbihis Lordtevbesini kabul ettiand turnedonunto himve doğru yola ilettiand guided (him)
🇹🇷 20:122 Sonra Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.
dedi kiHe saidininGo downoradanfrom ithepinizallbir kısmınızsome of youdiğerinizeto othersdüşmansınız(as) enemyartıkThen ifsize geldiği zamancomes to youbendenfrom Mebir hidayetguidancesonra kimthen whoeveruyarsafollowsbenim hidayetimeMy guidanceyoktur (ona)then notsapkınlıkhe will go astrayve yokturand notbir sıkıntısuffer
🇹🇷 20:123 Allah (onlara) şöyle dedi: "Birbirinize düşman olmak üzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artık benden size bir hidayet (kitab) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve (ahirette) zahmet çekmez.
ama kimAnd whoeveryüz çevirirseturns awaybeni anmaktanfromBeni anmakMy remembranceşüphesiz kithen indeedonun için vardırfor himbir geçim(is) a lifedarstraitenedve onu haşrederizand We will gather himgünü(on the) Daykıyamet(of) the Resurrectionkör olarakblind
🇹🇷 20:124 Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
der kiHe will sayRabbimMy Lordniçin?Whybeni haşrettinYou raised mekör olarakblindandolsunwhile [verily]ben idimI hadgörüyorsight
🇹🇷 20:125 (O zaman Kur'ândan yüz çeviren kimse) "Rabbim! beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.