☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve girdiAnd he enteredbağınahis gardenowhile hezulmederek(was) unjustkendisineto himselfdediHe saidhiçNotsanmamI thinkyok olacağınıthatyok olacakwill perishbununthisebediyyenever
🇹🇷 18:35 Adam, bu şekilde kendine zulmederek bağına girdi ve şöyle dedi: "Bunun hiç yok olacağını sanmıyorum"
ve hiçAnd notzannetmemI thinkkıyametinthe Hourkopacağınıwill occurşayetAnd ifdöndürülsem bileI am brought backRabbimetoRabbimmy LordbulurumI will surely finddaha güzelbetterbundanthan thisbir akıbet(as) a return
🇹🇷 18:36 "Kıyametin kopacağını da zannetmem. Şayet Rabbimin huzuruna götürürlürsem, muhakkak orada bundan daha hayırlı bir sonuç bulurum".
dedi kiSaidonato himarkadaşıhis companionkendisiylewhile hekonuşanwas talking to himinkar mı ediyorsun?Do you disbelieveseni yaratanıin One Whosizi yarattıcreated youtopraktanfromtoprakdustsonrathennutfe (sperm)denfrombir damla su (nutfe)a minute quantity of semensonra dathenseni biçimlendirenifashioned youbir adam olarak(into) a man
🇹🇷 18:37 Bunun üzerine kendisiyle münakaşa eden arkadaşı da ona şöyle dedi: "Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkar ediyorsun?
fakatBut as for meOHeAllah(is) Allahbenim Rabbimdirmy Lordve aslaand notben ortak koşmamI associateRabbimewith my Lordhiç kimseyianyone
🇹🇷 18:38 "Fakat ben iman ederek diyorum ki: O Allah, benim Rabbimdir, ben Rabbime kimseyi ortak koşmam."
gerekmez miydi?And why (did you) notzamanwhengirdiğinyou enteredbağınayour gardendemensayneWhatdilersewillsAllahAllahyoktur(there is) nokuvvetpowerbaşkaexceptAllah'tanwith AllahgerçiIfsen görüyorsunyou see mebeni(me)daha azlessersendenthan youmalca(in) wealthve evlatçaand children
🇹🇷 18:39 "Kendi bağına girdiğin zaman: "Bu Allah'dandır, benim kuvvetimle değil, Allah'ın kuvveti ile olmuştur, deseydin ya! Her ne kadar beni, malca ve evlatça kendinden az görüyorsan da."
umulur kiIt may beRabbimthat my Lordbana verebilirthat my Lordbana verecekwill give medaha iyisinibettersenin bağındanthanbahçenyour gardenve gönderirand will sendonun üzerineupon ityıldırımlara calamitygöktenfromgökthe skyböylece kesilirthen it will becomebağıngroundkupkuru bir toprakslippery
🇹🇷 18:40 Belki Rabbim, bana, senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de, bağın yalçın bir toprak haline gelir."
yahutOrçekilirwill becomesuyuits waterdibesunkenbir dahaso nevergücün yetmezyou will be ableonuto find itaramayato find it
🇹🇷 18:41 "Yahut, bağının suyu yerin dibine çekilir de bir daha suyunu çıkarıp bağını sulayamazsın."
derken yok edildiAnd were surroundedürünühis fruitsve başladıso he beganoğuşturmağatwistingellerinihis handsüzerineoverşeylerwhatharcadıklarıhe (had) spentonaon itve owhile it (had)yıkılmıştıcollapsedüzerineonçardaklarıits trellisesve diyorduand he saidah keşke benOh! I wishortak koşmasaydımI had not associatedortak koşmasaydımI had not associatedRabbimewith my Lordkimseyianyone
🇹🇷 18:42 Derken serveti yok edildi. Bunun üzerine bağına yaptığı masraflara karşı ellerini oğuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine yıkılmış kalmıştı, "Ah Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım" diyordu.
veAnd notolmadıwasonunfor himbir topluluğua groupkendisine yardım eden(to) help himbaşkaother thanbaşkaother thanAllah'tanAllahveand notolmadıwaskendisinine yardım edilen(he) supported
🇹🇷 18:43 Onun Allah'tan başka yardım edecek adamları yoktur ve Allah'a karşı kendi nefsini de kurtaramadı.
işte o durumdaTherevelilik (koruyuculuk)the protectionyalnız Allah'a mahsustur(is) from Allahhak olanthe TrueO'durHeen iyi olan(is the) bestmükafatı(to) rewardve daha hayırlıdırand (the) bestakıbet(for) the final end
🇹🇷 18:44 İşte burada yardım, yalnız hak olan Allah'a aittir. O'nun verdiği mükâfat da daha hayırlıdır, netice de daha hayırlıdır.
ve anlatAnd presentonlarato themmisalinithe examplehayatının(of) the lifedünya(of) the worldbir sulike waterindirdikwhich We send downgöktenfromgökthe skykarıştıthen minglesonunlawith itbitkisi(the) vegetationyerin(of) the earthve haline geliverdithen becomesçöp kırıntılarıdry stalkssavurduğuit (is) scatteredrüzgarların(by) the windsveAnd AllahAllahAnd Allahüzerineoverhereveryşeythingkadirdir(is) All Able
🇹🇷 18:45 Ey Muhammed! Sen onlara dünya hayatının misalini ver. Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgarlar onu savurur gider. Allah her şeye muktedirdir.