kimWhoeveriseshouldistiyor (dünyayı)desireacele olanıthe immediateçabucak veririzWe hastenonafor himoradain itkadarwhatdilediğimizWe willkimseyeto whomistediğimizWe intendsonraThen(yerini) yaparızWe have madeonafor himcehennemHelloraya girerhe will burnkınanmış olarakdisgracedve kovulmuş olarakrejected
🇹🇷 17:18 Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer.
ve kim deAnd whoeveristersedesiresahiretithe Hereafterve çalışırsaand exertsonafor ityaraşır biçimdethe effortve owhile heinanarak(is) a believeröylelerininthen thoseçalışmalarının[are]çabalarıtheir effortkarşılığı verilir(is) appreciated
🇹🇷 17:19 Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraşır bir çaba ile onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.
hepsine(To) eachuzatırızWe extendonlara da(to) theseve onlara daand (to) thesemükafatındanfromhediye(the) giftRabbinin(of) your LordveAnd notdeğildirishediyesi(the) giftRabbinin(of) your Lordkısıtlanmışrestricted
🇹🇷 17:20 Hepsine; (dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.
bakSeenasılhowüstün yaptıkWe preferredonların kiminisome of themüzerineoverkimiotherselbette ahiretAnd surely the Hereafterdaha büyüktür(is) greaterdereceler bakımından(in) degreesve daha büyüktürand greaterüstünlük bakımından(in) excellence
🇹🇷 17:21 Bak! Onların bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.
asla(Do) notedinmemakeile beraberwithAllahAllahbir tanrıgodbaşkaanothersonra oturup kalırsınlest you will sitkınanmış olarakdisgracedve yalnız başına bırakılmış olarakforsaken
🇹🇷 17:22 Allah ile birlikte başka bir ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.
ve emrettiAnd has decreedRabbinyour Lordtapmamanızıthat (do) notibadet edinworshipbaşkasınaexceptkendisindenHim Aloneve anaya babayaand to the parentsiyilik etmenizi(be) goodulaşırsaWhetherulaşırreachsenin yanındawith youihtiyarlık çağınathe old ageikisinden birisione of themyahutorher ikisiboth of themsakınthen (do) notdemesayonlarato both of themÖf!a word of disrespectveand (do) notonları azarlamarepel themsöylebut speakonlarato thembir söza wordgüzelnoble
🇹🇷 17:23 Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle.
ve indirAnd loweronlarato themkanadını(the) wingküçülme(of) humilitydolayı(out) ofacımadan[the] mercyve dekiand sayRabbimMy Lordsen de bunlara acıHave mercy on both of thembeni nasıl yetiştirdilerseasbeni yetiştirdilerthey brought me upküçükken(when I was) small
🇹🇷 17:24 İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de: "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et."
RabbinizYour Lorddaha iyi bilir(is) most knowingşeyleriof whatiçlerinizdeki(is) inkendinizyourselveseğerIfsiz olursanızyou areiyi kişilerrighteousşüphesiz Othen indeed, Hetevbe edenleriisçokça yönelenlereto those who often turn (to Him)bağışlayandırMost Forgiving
🇹🇷 17:25 Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette Allah çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır.
ve verAnd giveakrabayathe relativesakrabalarthe relativeshakkınıhis rightve yoksulaand the needyve yolcuyaand the wayfarerve yolcuand the wayfarer(fakat)and (do) notsaçıp savurmaspendsavurarakwastefully
🇹🇷 17:26 Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.
çünküIndeedsavurganlarthe spendthriftsolmuşlardırarekardeşleribrothersşeytanların(of) the devilsve iseAnd isşeytanthe ShaitaanRabbine karşıto his Lordçok nankördürungrateful
🇹🇷 17:27 Çünkü (malını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
Mahmoud Khalil Al-Husary