☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الإسراءمَكِّيَّة ۝ ١١١ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

eksiklikten uzaktırExaltedO (Allah) ki(is) the One WhoyürüttütookkulunuHis servantgecenin bir vaktinde(by) nightMescid-ifromMescid-i HaramAl-Masjid Al-HaraamHaram'danAl-Masjid Al-HaraamMescid-itoMescid-i AksaAl-Masjid Al-AqsaAksa'yaAl-Masjid Al-Aqsaöyle kiwhichbereketli kıldığımızWe blessedçevresiniits surroundingskendisine göstermemiz içinthat We may show himbir bölümünüofayetlerimizdenOur SignsgerçektenIndeed HeOHeişitendir(is) the All-Hearergörendirthe All-Seer
🇹🇷 17:1 Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescidi Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescidi Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.
ve biz verdikAnd We gaveMusa'yaMusaKitabıthe Bookve onu yaptıkand made itbir kılavuza guidanceoğullarınafor the Childrenİsrail(of) IsraeldiyeThat notedinmeyinyou takebenden başkaother than MeBenden başkaother than Mebir vekil(as) a Disposer of affairs
🇹🇷 17:2 Musa'ya da kitap verdik ve beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kıldık.
çocuklarıOffspringskimselerin(of one) whotaşıdığımızWe carriedile beraberwithNûhNuhdoğrusu oIndeed, heidiwasbir kula servantçok şükredengrateful
🇹🇷 17:3 Ey Nuh'la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o çok şükredici bir kuldu.
ve şu hükmü verdikAnd We decreedoğullarınaforoğulları(the) Childrenİsrail(of) IsraelKitaptainKitapthe Bookbozgunculuk yapacaksınızSurely you will cause corruptiono ülkedeinyeryüzüthe earthiki keztwiceve çok böbürleneceksinizand surely you will reachbüyüklenme ilehaughtinesskibirligreat
🇹🇷 17:4 Biz İsrailoğulları'na Tevrat'ta şu hükmü verdik: "Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz."
ne zaman kiSo whengelincecamezamanı(the) promisebirincisinin(for) the first of the twogönderdikWe raisedüzerinizeagainst youkullarımızıservantsbizimof Oursçok güçlüthose of great military mightçok güçlüthose of great military mightçok güçlüthose of great military might(sizi) araştırdılarand they enteredaralarına giripthe inner most partevlerin(of) the homesidiand (it) wasbir va'da promiseyapılması gerekenfulfilled
🇹🇷 17:5 Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
sonraThenverdikWe gave backsizeto youtekrarthe return victoryonları yenme imkanıover themve sizi destekledikAnd We reinforced youmallarlawith the wealthve oğullarlaand sonsve yaptık siziand made youdaha çokmoresavaşçılarınızınumerous
🇹🇷 17:6 Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık.
eğerIfiyilik edersenizyou do goodiyilik etmiş olursunuzyou do goodkendinizefor yourselvesve eğerand ifkötülük edersenizyou do evilo da aleyhinizedirthen it is for itne zaman kiSo whengelincecamezamanıpromisesonuncusununthe lastkötü duruma soksunlar diyeto saddenyüzleriniziyour facesve girsinler diyeand to enterMescid'e (Kudüs'e)the Masjidgibijust asgirdiklerithey (had) entered itilkfirstkeztimeve mahvetsinler diyeand to destroyşeyleriwhatele geçirdiklerithey had conqueredhelak ederek(with) destruction
🇹🇷 17:7 Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyti Makdis'e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz.