şüphesizIndeedyaratılışındainyaratılış(the) creationgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve değişmesindeand alternationgeceof the nightve gündüzünand the dayve gemilerdeand the shipstaşıyıp gidenwhichakıp gidersaildenizdeindenizthe seaşeyleriwith whatfaydasına olanbenefitsinsanların[the] peopleindiripand whatindirdi(has) sent downAllah'ınAllahgöktenfromgökthe skysu[of]suwaterdirilterekgiving lifeonunlatherebyyeri(to) the earthsonraafteröldüktenits deathyaymasındaand dispersingoradathereinher çeşitten[of]hereverycanlıyımoving creatureve evirip çevirmesindeand directingrüzgarları(of) the windsve bulutlarıand the cloudsemre hazır bekleyen[the] controlledarasındabetweenyerthe skyve gökand the earthelbette deliller vardırsurely (are) Signsbir topluluk içinfor a peopledüşünenwho use their intellect
🇹🇷 2:164 Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardır.
İnsanlardanAnd amonginsanlarthe mankindkimiwhotutartakesbaşkafrombaşkabesidesAllah'tanAllaheşlerequalsonları severlerThey love themsever gibias (they should) loveAllah'ıAllah(kimseler)And those whoinanan(lar)believe[d]en çok(are) strongerseverler(in) loveAllah'ıfor AllahkeşkeAnd ifgörselerdiwould see(kimseler)those whozulmedenlerwrongedzamanwhengördüklerithey will seeazabıthe punishmentgerçektenthatkuvvetinthe powerAllah'a aittir(belongs) to Allahbütünüyleallve gerçektenand [that]Allah'ınAllahşiddetlidir(is) severeazabı(in) [the] punishment
🇹🇷 2:165 İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı.
işteWhenuzak durdularwill disownkimselerthose whouyulanwere followedkimselerden[from]onlar kithose whouyanfollowedgördülerand they will seeazabıthe punishmentkesildi[and] will be cut offonlarınfor thembağlarıthe relations
🇹🇷 2:166 O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabı görerek kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki bütün bağlar parça parça kopmuştur.
ve şöyle dedilerAnd saidkimselerthose whouyanfollowedkeşke(Only) ifbizim için (mümkün olsaydı)[that]bizim içinfor usbir dönüş (dünyaya)a returnuzak dursaydıkthen we will disownonlardan[from] themgibiasuzak durduklarıthey disownbizden[from] usböyleceThusonlara gösterirwill show themAllahAllahbütün fiillerinitheir deedshasretler (pişmanlık kaynağı olarak)(as) regretsonlarafor themve değildirAnd notonlartheyçıkacakwill come outateştenfromateşthe Fire
🇹🇷 2:167 Onlara uyanlar da şöyle demektedirler: "Ah, bizim için dünyaya bir dönüş olsaydı da onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!" İşte böylece Allah onlara bütün amellerini, üzerlerine yığılmış hasretler (pişmanlık ve üzüntüler) halinde gösterecektir. Onlar bu ateşten çıkacak değillerdir.
EyOinsanlarmankindyeyinEatşeylerdenof whatbulunan(is) inyeryüzündethe earthhelallawfultemiz(and) goodve izlemeyinAnd (do) notuyarlarfollowadımlarını(the) footsteps (of)şeytanınthe Shaitaançünkü oIndeed, hesizin(is) to youdüşmanınızdıran enemyapaçıkclear
🇹🇷 2:168 Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır.
daimaOnlyO size emrederhe commands youkötülükto (do) the evilve hayasızlığıand the shamefulve söylemeniziand thatdersinizyou sayhakkındaaboutAllahAllahşeyleriwhatbilmediğiniznotbilirsinizyou know
🇹🇷 2:169 O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister.
Mahmoud Khalil Al-Husary