☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
sen istemiyorsunAnd notonlara sorarsınyou ask thembuna karşılıkfor itbiranyücretrewardONoto mu(is) itsadecebutbir öğüttüra reminderbütün alemler içinto the worlds
🇹🇷 12:104 Buna karşılık onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. O Kur'ân, âlemlere ancak bir öğüttür.
nice var kiAnd how manyayet(ler)ofbir ayeta Signgöklerdeingöklerthe heavensve yerdeand the earthuğrarlar dathey passyanlarınaover itve onlarwhile theyondan(are) from themyüzlerini çevirirlerthe ones who turn away
🇹🇷 12:105 Bununla beraber göklerde ve yerde ne kadar âyet var ki, onunla yüz yüze gelirler de yine de yüz çevirip geçerler.
veAnd notinanmazlarbelieveonların çoğumost of themAllah'ain Allahdışındaexceptonlarwhile theyortak koşmalarıassociate partners with Him
🇹🇷 12:106 Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler (imanlarına az çok bir şirk karıştırırlar).
onlar emin midirler?Do they then feel securekendilerine gelmeyeceğinden(against) thatonlara gelircomes to themsargın bir belanınan overwhelmingazabından[of]azappunishmentAlah'ın(of) Allahveyaorkendilerine gelmeyeceğindencomes to themO sa'atinthe Houransızınsuddenlyve onlarwhile theyhiç(do) notfarkında değillerkenperceive
🇹🇷 12:107 Yoksa bunlar Allah'ın azabından hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya farkında değillerken ansızın başlarına kıyametin kopuvermesinden güven içinde midirler?
de kiSayişte budurThisbenim yolum(is) my wayda'vet ederimI inviteAllah'atoAllahAllahbasiretlewithbasiretinsightbenIve kimselerand whoeverbana uyan(lar)follows meve şanı yücedirAnd Glory beAllah'ın(to) Allahve değilimand notbenI amortak koşanlardanofmüşriklerthe polytheists
🇹🇷 12:108 De ki: İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (işte böyleyiz). Ben Allah'ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilim.
göndermedikAnd notgönderdikWe sentsenden öncebefore yousenden öncebefore youbaşkabuterkeklerdenmenvahyettiğimizWe revealedkendilerineto themhalkındanfrom (among)insanlar(the) peoplekentler(of) the townshipshiç gezmediler mi?So have notgezdilerthey traveledyeryüzündeinyeryüzüthe earthgörsünlerand seennasılhowolduğunuwassonunun(the) endkimselerin(of) those whokendilerinden önceki(were) before themonlardan öncekiler(were) before themve yurduAnd surely the homeahiret(of) the Hereafterdaha iyidir(is) bestkorunanlar içinfor those whoAllah'tan korkunfear Allahaklınızı kullanmıyor musunuz?Then will notakıl edersinizyou use reason
🇹🇷 12:109 Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdiğimiz birtakım erkeklerden başkası değillerdi. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?
hattaUntilne zaman kiwhenumutlarını kestilergave up hopeelçilerthe Messengersve sandılarand thoughtkendilerininthat theygerçektencertainlyyalanlandıklarınıwere deniedonlara geldithen came to themyardımımızOur helpve kurtarıldıand was savedkimselerwhomdilediğimizWe willedaslaAnd notgeri çevrilmez(can) be repelledazabımızOur punishmenttopluluğundanfrominsanlarthe peoplesuçlular(who are) criminals
🇹🇷 12:110 Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemez.
elbetteVerilyvardır(there) isiçindeinonların hikayelerindetheir storiesibreta lessonsahipleri içinfor menakıl(of) understanding(bu) değildirNotodur(it) isbir söza narrationuydurulacakinventedancakbutdoğrulanmasıdıra confirmationkimsenin(of that) whichkendinden öncekinin(was) before itondan önceki(was) before itve açıklamasıdırand a detailed explanationher(of) allşeyinthingsve bir hidayettirand a guidanceve rahmettirand mercytoplumlar içinfor a peopleinananwho believe
🇹🇷 12:111 Gerçekten de onların kıssalarında üstün akıllılar için bir ibret vardır. Bu Kur'ân uydurulmuş herhangi bir söz değildir. Lâkin kendisinden önce gelen kitapların tasdiki her şeyin ayrıntılarıyla açıklayıcısı ve iman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir.