☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ne zaman kiSo when(kadın) işittishe heardonların hileleriniof their scheming(haber) gönderdishe sentonlarafor themve hazırladıand she preparedonlar içinfor themdayanacak yastıklara banquetve verdiand she gavehereachbirineoneonlardanof thembirer bıçaka knifeve dediand she saidçık!Come outkarşılarınabefore themne zaman kiThen whenO'nu görüncethey saw himonu (gözlerinde) büyüttülerthey greatly admired himve kestilerand cutellerinitheir handsve dedilerthey saidhaşaForbidAllah içinAllahdeğildirnotbu(is) thisinsana manbunotbu(is) thisancakbutbir melektiran angelgüzelnoble
🇹🇷 12:31 Azizin karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını işitince, onlara davetçi gönderdi ve onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "çık karşılarına" dedi. Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler. Dediler ki: "Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, olsa olsa yüce bir melektir."
dedi kiShe saidişte sizThatki(is) the onebeni kınamıştınızyou blamed mebunun içinabout himandolsunAnd certainlyben murad almak istedimI sought to seduce himkendisinden[from][kendisi][himself]o reddettibut he saved himselfamaand ifyapmazsanotyaparhe doesşeyiwhatemrettiğimI order himelbette zindana atılacaktırsurely, he will be imprisonedve olacaktırand certainly will bealçalanlardanofalçaltılanlarthose who are disgraced
🇹🇷 12:32 "İşte" dedi, "bu gördüğünüz, beni hakkında kınadığınız (gençtir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararlanmak istedim de o, namuslu davrandı. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atılacak ve kesinlikle zelillerden olacaktır".
(Yusuf) dedi kiHe saidRabbimMy Lordzindanthe prisondaha iyidir(is) dearerbana göreto meşeydenthan whatbeni çağırdığıthey invite mebunlarınto itve eğerAnd unlesssavmazsanYou turn awaybendenfrom meonların hilelerinitheir plotkayarımI might inclineonlaratowards themve olurumand [I] becahillerdenofcahillerthe ignorant
🇹🇷 12:33 Yusuf dedi ki: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben onların tuzağına düşerim ve cahillik edenlerden olurum".
du'asını kabul ettiSo respondedonunto himRabbihis Lordsavdıand turned awayondanfrom himonların hilelerinitheir plotşüphesizIndeed, [He]OHeişitendir(is) All-HearerbilendirAll-Knower
🇹🇷 12:34 Bunun üzerine Rabbi, onun duasını kabul buyurdu da ondan onların tuzaklarını bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyle işiten, hakkiyle bilendir.
sonraThenuygun geldi(it) appearedonlarato themsonra (bile)aftersonraaftergördükten[what]görmüşlerdithey had seendelillerithe signsonu zindana atmalarısurely they should imprison himkadaruntilbir süreyea time
🇹🇷 12:35 Bu kadar delili gördükleri halde, sonra yine de Yusuf'u bir süre için zindana atma düşüncesi ağır bastı.
ve girdiAnd enteredonunla beraberwith himzindana(in) the prisoniki genç dahatwo young mendedi kiSaidonlardan birione of themşüphesiz benIndeed, I(düşümde) görüyorum[I] see myselfsıktığımıpressingşarapwineve dediAnd saidöteki dethe otherben deIndeed, Igörüyorum ki[I] see myselftaşıyorum[I am] carryingüstündeoverbaşımınmy headekmekbreadyiyor(were) eatingkuşlarthe birdsondanfrom itbize haber verInform usbunun yorumunuof its interpretationzira bizindeed, weseni görüyoruz[we] see yougüzel davrananlardanofiyilik edenlerthe good-doers
🇹🇷 12:36 Zindana onunla birlikte iki delikanlı daha girdi. Birisi dedi ki: "Rüyada kendimi şarap sıkarken gördüm". Öteki de dedi ki: "Ben de başımın üstünde ekmek taşıdığımı, kuşların da ondan yediğini gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz."
(Yusuf) şöyle dediHe saidsize gelmezNotikinize gelecek(will) come to both of youbir yemekfoodrızık olarak verilenyou are provided withmutlakabutsize haber vermiş olurumI will inform both of youbunun yorumunuof its interpretationöncedenbeforesize gelmeden[that]ikinize gelir[it] comes to both of youbuThatşeylerdendir(is) of whatbana öğrettiğihas taught meRabbiminmy Lordşüphesiz benIndeed, Iterk ettim[I] abandondinini(the) religionbir kavmin(of) a peopleinanmıyorlarnotiman ederlerthey believeAllah'ain Allahve onlarand theyahiretiin the Hereafteronlar[they]inkar ediyorlar(are) disbelievers
🇹🇷 12:37 Yusuf dedi ki: "Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden önce onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinini terkettim."