eğerBut ifseni yalanladılarsathey deny youde kithen sayRabbinizYour Lordsahibidir(is the) Possessorrahmet(of) MercybolVast(fakat)but notgeri çevrilmezwill be turned backO'nun azabıHis wrathtoplumdanfrominsanlarthe peoplesuçlu(who are) criminals
🇹🇷 6:147 Eğer seni yalanladılarsa, de ki: "Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı da suçlu toplumdan geri çevrilmez."
diyecekler kiWill saykimselerthose whoortak koşan(lar)associate partners (with Allah)şayetIfisteseydiHad willedAllahAllahbiz ortak koşmazdıknot(Allah'a) ortak koşardıkwe (would) have associated partners (with Allah)babalarımız daand notatalarımızour forefathersharam yapmazdıkand notharam kılardıkwe (would) have forbiddenhiçbir[of]şeyianythingöyle (demişlerdi)Likewiseyalanlayanlardeniedonlardan öncethose who-dendi(were from)onlardan öncebefore themnihayetuntiltadmışlardıthey tastedazabımızıOur wrathde kiSayvar mı?Isyanınızdawith youhiç[of]bir bilgiany knowledgeçıka(rıp gösterece)ğinizthen produce itbizefor ussiz uyuyorsunuzNotuyarsınızyou followsadeceexceptzannathe assumptionve eğerand notsizyou (do)sadecebutsaçmalıyorsunuzguess
🇹🇷 6:148 Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."
de kiSayAllah'ındırWith Allahdelil(is) the argument üstün olanthe conclusiveeğerAnd ifdileseydiHe (had) willedelbette doğru yola iletirdisurely He (would) have guided youhepiniziall
🇹🇷 6:149 De ki: "En kesin ve üstün delil, Allah'ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi."
de kiSayhaydi getirinBring forwardtanrılarınızıyour witnesseso kithose whoşahidlik edecektestifyAllah'ınthatAllahAllahyasakladığınaprohibitedbunuthiseğerThen ifşahidlik ederlersethey testifysen şahidlik etmethen (do) notşahitlik ederlertestifyonlarla beraberwith themveAnd (do) notuymafollowkeyiflerine(the) desireskimselerin(of) those whoyalanlayan(ların)deniedayetlerimiziOur Signsve kimselerinand those whove inanmayanların(do) notiman ederlerbelieveahiretein the Hereafterve onlarwhile theyRablerinewith their Lordeş tutmaktadırlarset up equals
🇹🇷 6:150 De ki: "Haydi, Allah bunu yasak etti diye tanıklık edecek şahitlerinizi getirin.". Eğer onlar şahitlik ederlerse, sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların keyiflerine uyma. Çünkü onlar Rablerine başkasını denk tutuyorlar.
de kiSaygelinComeokuyayımI will reciteşeyleriwhatharam kıldığıhas prohibitedRabbinizinyour Lordsizeto youaslaThat (do) notortak koşmayınassociateO'nawith Himhiçbir şeyianythingve ana babayaand with the parentsiyilik edin(be) goodveand (do) notöldürmeyinkillçocuklarınızıyour childrenfakirlik korkusuyla(out) ofyoksullukpovertybizWesizi besliyoruzprovide for youonlarıand for themyaklaşmayınAnd (do) notyaklaşmayıngo nearfuhuşlara[the] immoralitiesnewhataçığına(is) apparentonunof themve nedeand whatkapalısına(is) concealedve kıymayınAnd (do) notöldürürlerkillcanathe soulyasakladığıwhichharam kılındıhas (been) forbiddenAllah'ın(by) Allaholmadanexcepthak ileby (legal) rightişteThatsize tavsiye etti(He) has enjoined on youbunlarıwith itumulur kiso that you maydüşünürsünüzuse reason
🇹🇷 6:151 De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.
Mahmoud Khalil Al-Husary