ve eğerAnd (even) ifbiz[that] We (had)indirseydik[We] sent downonlarato themmeleklerithe Angelsve kendilerine konuşsaydıand spoken to themölülerthe deadve toplayıp getirseydikand We gatheredonlarabefore themhereveryşeyithingkarşılarınaface to faceonlar yine denotidilerthey wereinanmazlardıto believedışındaunlessdilemesi[that]dilerwillsAllah'ınAllahve fakatButçoklarımost of themcahillik ederler(are) ignorant
🇹🇷 6:111 Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah'ın diledikleri hariç, yine de inanacak değillerdi, fakat çokları bunu bilmezler.
ve böyleceAnd thusbiz yaptıkWe madeherfor everypeygambereProphetdüşmanan enemy şeytanlarınıdevilsinsan(from) the mankindve cinand the jinnfısıldarlarinspiringbir kısmısome of themdiğerlerinetobaşkalarıothersyaldızlı(with) decorativesözler[the] speechaldatmak için(in) deceptionve eğerBut ifdileseydi(had) willedRabbinyour Lordonu yapamazlardınotonu yapmazlardıthey (would) have done itartık onları baş başa bırakso leave themşeylerleand whatuydurduklarıthey invent
🇹🇷 6:112 Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırak.
ve meyletsinAnd so that inclineonato itkalbleriheartskimselerin(of) those whoinanmayan(ların)(do) notiman ederlerbelieveahiretein the Hereafterve ondan hoşlansınlarand so that they may be pleased with itve işlemeğe devam etsinlerand so that they may commitonlarınwhatonlartheyişledikleri suçları(are) committing
🇹🇷 6:113 Bir de ahirete iman etmeyenlerin kalbleri, o yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansın ve işledikleri suçları işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar.
başka mı?Then is (it) other thanAllah'tanAllaharayayımI seekbir hakem(as) judgeve Owhile Heindirmiş iken(is) the One Whoindirdihas revealedsizeto youKitabıthe Bookaçıklanmış olarakexplained in detailve kimselerAnd those (to) whomkendilerine verdiğimizWe gave themKitapthe Bookbilirlerthey knowki O gerçektenthat itindirilmiştir(is) sent downtarafındanfromRabbinyour Lordhak olarakin truthhiç olmaso (do) notolbekuşkulananlardanamongşüphe edenlerthe ones who doubt
🇹🇷 6:114 Allah, size Kitab'ı (Kur'ân'ı) açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur'ân'ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma.
ve tamamlanmıştırAnd (has been) fulfilledsözü(the) wordRabbinin(of) your Lorddoğruluk(in) truthve adalet bakımındanand justiceyokturNodeğiştirebilecekone can changeO'nun sözleriniHis wordsOand Heişitendir(is) the All-Hearerbilendirthe All-Knower
🇹🇷 6:115 Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.
eğerAnd ifuysanyou obeyçoğunamostkimselerinofyeryüzünde(those) inyeryüzüthe earthseni saptırırlarthey will mislead youyolundanfromyol(the) wayAllah'ın(of) Allahonlar uyuyorlarNotuyarlarthey followsadeceexceptzanna[the] assumptionveand notonlarthey (do)sadeceexceptsaçmalıyorlarguess
🇹🇷 6:116 Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar.
elbetteIndeedRabbinyour LordOHeçok iyi bilirknows bestkimseleriwhosapan(lar)ıstraysyolundanfromO'nun yoluHis wayve Oand Heçok iyi bilir(is) most knowinghidayete erenleriof the guided-ones
🇹🇷 6:117 Şüphesiz ki Rabbin, yolundan kimlerin saptığını çok iyi bilir. O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.
o halde yeyinizSo eat(hayvan)lardanof whatanılan(is) mentionedadı(the) nameAllah'ın(of) Allahüzerineon iteğerifsizyou areO'nun ayetlerinein His Verses inanıyorsanızbelievers
🇹🇷 6:118 Eğer Allah'ın âyetlerine iman ediyorsanız, Allah'ın adı anılarak kesilen hayvanlardan yiyin.
Mahmoud Khalil Al-Husary