☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
isterlerThey will wishçıkmakthatçıkarlarthey come outateştenofateşthe Fireve değillerdirbut notonlartheyçıkacakwill come outoradanof itve onlar için vardırAnd for thembir azab(is) a punishmentsüreklilasting
🇹🇷 5:37 Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
ve hırsızlık eden erkeğinAnd (for) the male thiefve hırsızlık eden kadınınand the female thief kesin[then] cut offellerinitheir handsbir ceza olarak(as) a recompensekarşılıkfor whatyaptıklarınathey earnedibret verici(as) an exemplary (punishment)AllahtanfromAllahAllahve AllahAnd Allahdaima üstündür(is) All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 5:38 Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.
kimBut whoevertevbe ederrepentedsonrafromsonraafteryaptığı haksızlıktanhis wrongdoingve uslanırsaand reformsşüphesizthen indeedAllahAllahtevbesini kabul ederwill turn in forgivenessonunto himşüphesizIndeedAllahAllahbağışlayan(is) Oft-ForgivingacıyandırMost Merciful
🇹🇷 5:39 Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.
bilmez misin kiDo notbilirsinizyou knowşüphesizthatAllah'aAllahaittirto Him (belongs)mülkü(the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthazabederHe punisheskimseyewhomdilediğiHe willsve bağışlarand He forgiveskimseyi[to] whomdilediğiHe willsAllahAnd Allahüzerine(is) onhereveryşeythingkadirdirAll-Powerful
🇹🇷 5:40 Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu, dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herşeye kâdirdir.
EyOElçiMessengerseni üzmesinLet notseni üzergrieve youkimselerthose whoyarış eden(ler)hastenküfürdein (to)inkâr[the] disbelief onlar kiofonlar kithose whoderlersaidinandıkWe believeağızlariylewith their mouthsinanmamış ikenand notiman ederlerbelievekalbleritheir heartsve arasındaand fromolanlarthose whoyahudi(ler)(are) Jewskulak verirlerThey (are) listenersyalanato falsehoodkulak verirler(and) listenersbir kavmefor peoplebaşkaothersana gelmemiş olan(who have) notsana gelircome to youonlar kaydırırlarThey distortkelimelerithe wordsbazısınınfromsonraafteryerlerindentheir contextderlersayingeğerIfsize verilirseyou are givenbuthisalın[so] take itve eğerbut ifverilmezsenoto size veriliryou are given itsakınınthen bewareve biriniAnd (for) whomisterseintendsAllahAllahşaşırtmakhis trialsen yapamazsınthen nevergücünüz yeter miwill you have poweronun içinfor himkarşıagainstAllah'aAllahhiçbir şeyanythingişte onlarThoseo kimseler ki(are) the onesistememiştirneveristeyecekwill intendAllahAllahtemizlemesinithattemizlerHe purifieskalblerinitheir heartsonlar için vardırFor themdünyadaindünyathe worldrezillik(is) disgraceve onlar için vardırand for themahirette deinahiretthe Hereafterbir azab(is) a punishmentbüyükgreat
🇹🇷 5:41 Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.